Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından alınan 18.02.2026 tarihli ve 2026/348 sayılı İlke Kararı, 31 Mart 2026 tarihli ve 33210 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu karar, apartman ve site yönetimlerinde oldukça yaygın olan bir uygulamayı doğrudan hedef almakta ve borç bilgilerine ilişkin duyuruların nasıl yapılması gerektiğine ilişkin önemli bir çerçeve çizmektedir.
Apartman ve site yaşamında en sık karşılaşılan sorunlardan biri aidat ve ortak giderlerin tahsilidir. Birçok yönetim, borcunu ödemeyen kat maliklerini veya sakinleri uyarmak amacıyla isim ve borç bilgilerini içeren listeleri bina girişine, asansöre ya da panolara asmayı tercih etmektedir. Günlük hayatta oldukça yaygın olan bu uygulama, söz konusu ilke kararıyla birlikte artık hukuki açıdan daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir konu hâline gelmiştir.
Kurul kararında, apartman ve site yönetimlerinin faaliyetleri kapsamında kişisel veri işlediği açıkça kabul edilmektedir. Aidat takibi yapılması, borçların bildirilmesi ve sakinlerin bilgilendirilmesi yönetimin doğal görevleri arasındadır. Ancak bu görevlerin yerine getirilmesi sırasında kullanılan yöntemlerin de hukuka uygun olması gerekir. Kararda özellikle ad, soyad, daire numarası, borç miktarı, ödeme gecikme bilgileri ve kişinin malik ya da kiracı olduğuna dair verilerin kişisel veri niteliğinde olduğu vurgulanmaktadır. Bu noktada asıl sorun, söz konusu bilgilerin nasıl paylaşıldığıdır. Ortak alanlara asılan listeler yalnızca borçlu kişiye değil, apartmanda yaşayan diğer kişilere, misafirlere, kargo görevlilerine ve hatta binaya giren herkese açık hâle gelmektedir. Bu durum ise kişisel verilerin kontrolsüz şekilde üçüncü kişilerle paylaşılması sonucunu doğurmaktadır. Kurul, bu tür bir paylaşımın ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Kararda dikkat çeken önemli bir husus da, yönetimin borç takibi yapma yetkisinin sınırsız olmadığıdır. Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kat maliklerinin ortak giderlere katılma yükümlülüğü bulunmakta ve bu borçlar için hukuki yollarla tahsil imkânı tanınmaktadır. Buna rağmen, bu durum borç bilgisinin herkesin görebileceği şekilde ilan edilmesini haklı kılmaz. Başka bir ifadeyle, alacağın varlığı ve tahsil yetkisi ile bu bilginin ifşa edilmesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Kurul, bilgilendirme yapılmasının tamamen yasak olmadığını, ancak bunun daha sınırlı ve güvenli yöntemlerle gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Özellikle kapalı iletişim yöntemleri, yalnızca ilgili kişilerin erişebileceği dijital platformlar veya doğrudan kişiye yönelik bildirimler gibi alternatif yolların tercih edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu yaklaşım, hem yönetimin bilgilendirme ihtiyacını karşılamakta hem de kişisel verilerin korunmasını sağlamaktadır.
Sonuç olarak, apartman ve site yönetimlerinin borç listelerini ortak alanlara asması artık sadece pratik bir çözüm olarak değerlendirilemez. Bu tür uygulamalar kişisel verilerin korunması açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Kurulun bu kararı, yöneticilere yalnızca borç takibini değil, bu sürecin nasıl yürütüldüğünü de gözden geçirme yükümlülüğü getirmektedir. Günümüzde doğru olan, borcu duyurmak değil, doğru yöntemle bildirmektir.
