Hukuk yargılamalarında hakimin karar verirken kendi fikri ve vicdanı ile karar verme serbestisi yoktur. Bu davalarda hakim önündeki iddia, talep ve delillere bakarak karar vermek zorundadır. Her ne kadar bazı özel hallerde kanunun tanıdığı sınırlar çerçevesinde hakimlerin re’sen karar alma ve müdahale etme yetkisi olsa da bu yetkilerin kullanım alanları oldukça sınırlıdır. Hakimler hukuk yargılamalarında dosya içerisinde mevcut olan deliller çerçevesinde iddia ve taleplere uygunluğunu denetleyerek hukuki değerlendirme yapmak zorundadırlar. Bu süreç yönetilirken hakim dışarıdan gelen delillere mahkum olduğundan yargılamanın keyfiyete bırakılması kanun koyucu tarafından bazı tedbirler alınarak engellenmiştir. Bu tedbirlerden biri de kesin süredir. Mahkemelerin karar verme sürecinin uzamasını dava taraflarının keyfiyetine bırakılmasının önüne geçilmesi amacıyla yargılama süresince ihtiyaç duyulan bazı delillerin dosyaya kazandırılması ya da bazı işlemlerin gerçekleştirilmesi için mahkeme ara karar kurarak delillerin toplanmasını ya da işlemlerin gerçekleştirilmesini talep edilebilir. Bu talepler için mahkeme yasanın izin verdiği sınırlar içerisinde özgürce süre belirlemek konusunda takdir yetkisine sahiptir ancak genellikle uygulamada bu işlemlerin yapılması için verilen kararların kesin süre üzerinden verildiği bir gerçektir. HMK m. 94’te düzenlenen kesin süre yargılamanın mümkün olan en kısa sürede çözümlenmesini amacıyla hazırlanmıştır ve bu süreler içinde yerine getirilmeyen kararlar için de yaptırımlara hükmetmiştir.

“Kesin süre

MADDE 94-

(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.

(2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.

(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.”

Kesin süreler yargılama sürecinde büyük öneme sahiptir. Bu süreler içinde istenen işlemin yapılmaması halinde işlemi yapmayan taraf bu hakkını tamamıyla kaybeder. Kesin süre içinde sunulmayan deliller yargılamanın esasında değerlendirilmez, dolayısıyla kesin süre içinde dosyaya sunulması gereken tüm hususlar davanın dışında kalmaya mahkumdur. 22.07.2020 tarihinde yasada yapılan değişiklik ile hakime sürenin kesinliğini ihtar etme zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluk ile hakime kesinliği açıkça ihtar etme ve tarafların kesin sürenin sonuçlarında uygulanacak yaptırımları anladığını denetleme görevi verilmiştir. Her ne kadar hakime ihtar zorunluluğu verilmiş olsa da kesin sürenin verilmesi ve bu süre içerisinde işlemin gerçekleştirilmesi usuli bir işlem olduğundan gözden kaçması ya da hata yapılması ihtimali yüksektir. Kesin sürenin kaçırılması ya da işlemin o süre içerisinde yapılmaması sebebiyle kaybedilen hakkın yeniden tesis edilmesi mümkün değildir.

Kesin süre yargılamanın her aşamasında tarafların karşısına çıkabilecek, davanın temel taşlarının oluşumunda önemli yere sahip olan bir hukuki kurumdur. Tarafların dava süresince kesin sürelere karşı dikkatli olması ve bu süreler içerisinde işlem yapması ya da yapmaması davanın seyrini açısından yüksek öneme sahiptir.