Manevi tazminat kişilik haklarının zedelenmesi sonucunda uğranılan zararın karşılanması amacıyla hükmedilen bir telafi yöntemidir. Manevi zarar kişinin kişilik haklarına aykırı olarak gerçekleşen her türlü haksız fiil olarak değerlendirilebilir. Yargıtay kararlarında karşılaştığımız ve mahkemelerin de manevi zararın oluşup oluşmadığını değerlendirmek için kullandıkları bazı temel ölçütler mevcuttur. Genel olarak kişilik hakları denildiğinde kişinin yaşamı, kişinin fizyolojik ve ruh sağlığı, kişinin vücut bütünlüğü, kişinin müdahaleye uğradığı zaman üzüntü ve elem duyacağı tüm fiziksel, sosyal ve duygusal kişilik değerleri anlaşılmaktadır. Bu hakları zarara uğrayan herkesin bu zararın tazminini talep etme hakkı vardır. Manevi tazminat zarar görenin hayatında bir zenginleşmeye yol açmak amacıyla değil yalnızca zedelenen kişilik haklarını telafi amacıyla hükme konu edilebilir. Konu ile ilgili Yargıtay kararlarında da sıkça manevi tazminatın zarara uğrayan bakımından manevi huzuru sağlamaya yönelik, tatmin duygusunu oluşturacak düzeyde özgün niteliği olan bir tazminat türü olduğuna değinilir.  

Aile Hukukunda en çok karşımıza çıkan boşanmalarda ne yazık ki tarafların birbirine karşı olan tutumları doğrultusunda manevi zararın ortaya çıkması muhtemeldir. Bu durumda boşanma henüz gerçekleşmemişse manevi tazminat talebi boşanma talebi ile birlikte dava konusu edilebilir. Kişilik hakları zarar görenin boşanma aşamasında ve öncesinde gerçekleşen zararların tamamının tazmini için boşanma davası yeterlidir. Buna rağmen boşanma gerçekleştikten sonra da taraflardan birinin manevi zarara uğraması mümkündür. Manevi tazminat ortaya çıkan tüm manevi zararların tazminini sağlamaktır. Bu sebeple şahsın boşanma davasında manevi tazminat almış olması zarar verene ömrü boyunca kişilik haklarını zedeleme hakkı vermez. Her ne kadar boşanma davası içinde manevi tazminata hükmedilmiş olsa da, boşanma sonrası gerçekleşen manevi zararın tazmini bir başka manevi tazminat davasının konusu olabilir. Aşağıda paylaştığımız güncel Yargıtay kararında da görüleceği gibi boşanma davasında hükmedilen manevi tazminat tarafların boşanma sonrası uğradıkları zararlar için tazminat haklarını kaybettikleri anlamına gelmemektedir.

“Davacı, tarafların evli olduğunu boşanma aşamasında davalının wathsapp mesaj programını kullanarak hakaret ve tehdit içerir mesajlar yolladığını beyan ederek manevi zararın tazminini istemiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, boşanma davasında davacı yararına manevi tazminata hükmedildiği, ayrıca tazminata karar verilmesinin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından ve özellikle dava dilekçesinden davacının davalı tarafından 02/08/2012, 13/08/2012, 03/10/2012, 06/10/2012, 07/10/2012 ve 20/10/2012 tarihlerinde gönderilen mesajlar nedeniyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Oysa ki, taraflar arasındaki boşanma davasının dava tarihi 30/07/2012 tarihidir. Dolayısıyla boşanma davasında öne sürülen davalının eylemleriyle dava konusu eylemler farklıdır. Şu durumda, işin esası incelenerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yersiz gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.” (4. Hukuk Dairesi 2016/3769 E. , 2019/3901 K.)