- Gizli Ayıp Kavramı ve Özellikleri
Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesine göre satıcı, satılanı alıcıya ayıpsız olarak teslim etmekle yükümlüdür.
“Ayıp”, satılan mal veya hizmetin, taraflar arasında kararlaştırılan veya objektif olarak beklenen niteliklere sahip olmaması hâlidir.
Ayıplar ikiye ayrılır:
Açık ayıp: Teslim sırasında alıcının normal bir inceleme ile fark edebileceği kusurlardır.
Gizli ayıp: Teslim sırasında fark edilmesi mümkün olmayan, ancak kullanımla veya zaman geçtikçe ortaya çıkan kusurlardır.
Gizli ayıplar genellikle ürünün veya hizmetin iç yapısında, teknik sistemlerinde, tesisatında, montajında ya da malzeme kalitesinde ortaya çıkar.
Alıcı, satılanı teslim aldıktan sonra makul süre içinde incelemeli; gizli bir ayıp fark ettiğinde derhal satıcıya bildirimde bulunmalıdır. (TBK m. 223) Bildirim yükümlülüğü yerine getirilmezse, alıcı satılanı mevcut haliyle kabul etmiş sayılır ancak satıcının ağır kusurlu veya hileli davranışı varsa, bildirim süresi işletilmez. Bu durumda alıcı, süreye bağlı kalmaksızın tazminat talep edebilir.
- Gizli Ayıptan Dolayı Tazminat Davası Açılabilir mi?
Evet, gizli ayıptan dolayı alıcı tazminat davası açabilir.
Türk Borçlar Kanunu’na göre alıcı, ayıplı bir mal veya hizmet teslim edildiğinde şu haklardan birini kullanabilir:
- Sözleşmeden dönmek (ayıplı malı iade edip bedeli istemek),
- Bedelden indirim talep etmek,
- Ayıbın giderilmesini istemek,
- Ayıp nedeniyle doğan zararlarını tazminat olarak talep etmek.
Bu hakların kullanılabilmesi için:
- Ayıp teslim anında mevcut olmalıdır,
- Alıcı ayıbı fark ettiği anda makul sürede bildirim yapmalıdır,
- Zamanaşımı süresi dolmamış olmalıdır,
- Satıcının sorumluluğu kanunen veya sözleşmeyle kaldırılmamış olmalıdır.
Satıcı ayıbı bilerek gizlemişse veya hileli davranışta bulunmuşsa, süreler ve sorumluluk sınırlamaları ortadan kalkar.
Yargıtay kararlarına göre satıcı, gizli ayıbı bilmediğini ve alıcıyı yanıltmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Gizli Ayıplarda Süreler
Gizli ayıplarda dava açma ve bildirim süreleri, ayıbın niteliğine ve taraflar arasındaki sözleşmenin türüne göre değişir:
Genel kural:
- Alıcı, gizli ayıbı öğrendiği andan itibaren makul süre içinde satıcıya bildirmelidir.
- Bildirim yapılmazsa, haklar düşer.
- Tazminat veya bedel indirimi gibi talepler için genel zamanaşımı süresi: 2 yıldır. (TBK m. 231)
Eser sözleşmelerinde (örneğin bir iş veya montaj hizmetinde): Ayıp sonradan ortaya çıksa bile, 5 yıl içinde dava açılabilir. (TBK m. 478)
Satıcının ağır kusuru veya hilesi varsa: Zamanaşımı süresi işlemez. Alıcı, bu durumda süreye bağlı olmaksızın dava açabilir.
Ticari satışlarda: Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca alıcı, malı teslim aldığı tarihten sonra en kısa sürede inceleme yapmak ve ayıbı fark ederse derhal ihbarda bulunmak zorundadır.
- Gizli Ayıptan Kim Sorumludur?
Ana kural gereği satıcı, satılanın ayıpsız şekilde tesliminden sorumludur.
Satıcının yanında şu kişiler de bazı durumlarda sorumlu tutulabilir:
- Üretici, ithalatçı veya dağıtıcı,
- Aracı satıcı veya bayi,
- Hizmeti sağlayan yüklenici veya müteahhit,
- Eseri tasarlayan veya imal eden kişi.
Eğer satıcı ayıbı bilerek gizlemişse, bu durumda ağır kusurlu davranış söz konusudur ve sorumluluk hiçbir şekilde ortadan kaldırılamaz.
Yargıtay içtihatlarına göre, satıcının “ayıbı gizlemediğini” ispat etmesi gerekir. Alıcı sadece ayıbın gizli olduğunu ortaya koymakla yükümlüdür.
- Gizli Ayıplarda Tazminat Davası Nerede Açılır?
Görevli mahkeme, genel kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’dir, ancak uyuşmazlık bakımından özel bir görevli mahkeme varsa o mahkeme görevlidir mesela uyuşmazlık bir tüketici işlemi niteliğindeyse, yani taraflardan biri tüketici diğeri satıcı veya sağlayıcı sıfatını taşıyorsa, bu durumda Tüketici Mahkemesi görevlidir.
Yetki bakımından ise genel yetki kuralı uyarınca, dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesi gereğince yetkili mahkeme önünde açılır. Bununla birlikte, bazı özel durumlarda özel yetki kuralları devreye girer. Örneğin, tüketici işlemlerine, sigorta sözleşmelerine, eser veya taşınmaz satışlarına ilişkin uyuşmazlıklarda özel kanunlarda belirlenen yetki hükümleri uygulanır.
Bu nedenle her somut olayda, davanın konusuna göre özel kanunlarda yer alan yetki hükümleri dikkate alınmalı ve dava bu hükümlere uygun mahkemede açılmalıdır. Tazminat taleplerinde dava değeri, ayıp nedeniyle ortaya çıkan zarar miktarına göre belirlenir ve bu davalarda nisbi harç uygulanır.
Sonuç olarak; gizli ayıp, mal veya hizmetin dışarıdan bakıldığında fark edilmesi mümkün olmayan, ancak zamanla ortaya çıkan bir kusur hâlidir.
Satıcının veya hizmet sağlayıcının bu ayıptan sorumluluğu, dürüstlük kuralı ve kanun gereği devam eder.
Alıcı, gizli ayıbı öğrendiği anda satıcıya bildirimde bulunmalı, gerekirse delil tespiti yaptırmalı ve tazminat davasını süresi içinde açmalıdır.
Ayıbın gizlenmesi veya satıcının ağır kusuru varsa, alıcı süreye bağlı olmaksızın hakkını arayabilir.
