Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları (GETAT), uzun süredir hem uygulayıcılar hem de hastalar açısından tartışmalı bir alan olmaya devam ederken, 28 Nisan 2026 tarihli yeni yönetmelik ile bu alan yeniden ve çok daha sıkı kurallarla düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme, GETAT uygulamalarını serbest bir alan olmaktan çıkararak, açık biçimde sağlık sistemi içine alan ve ciddi denetime tabi kılan bir çerçeve ortaya koymaktadır.

GETAT Uygulamaları Artık Sıkı Şekilde Sınırlandırılmıştır

Yeni düzenleme ile birlikte geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları serbestçe yapılabilecek işlemler olmaktan çıkarılmıştır. Yönetmelik, hangi uygulamaların yapılabileceğini açıkça belirlemiş ve bu uygulamaları sınırlı sayıda saymıştır. Bu kapsamda; akupunktur, apiterapi, aromaterapi, hipnoz, homeopati, kupa (hacamat), mezoterapi, ozon tedavisi, refleksoloji gibi uygulamalar yönetmelikte sayılan başlıca yöntemler arasında yer almaktadır. Bu liste dışında kalan herhangi bir uygulamanın yapılması mümkün değildir. Yönetmelikte yer almayan bir yöntemin uygulanması hukuka aykırılık teşkil edecektir.

Uygulamayı Herkes Yapamaz: Sertifika ve Yetki Şartı

Yönetmelik ile getirilen en önemli düzenlemelerden biri, uygulamayı yapabilecek kişilerin açıkça sınırlandırılmış olmasıdır.

Buna göre GETAT uygulamaları:

  • Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş kişiler tarafından,
  • İlgili alanda sertifikaya sahip olunması şartıyla,
  • Esas olarak tabip ve diş tabipleri tarafından yapılabilecektir.
  • Diş hekimleri ise yalnızca kendi meslek alanları ile sınırlı uygulamalarda bulunabilecektir.

Bu düzenleme ile birlikte, herhangi bir eğitimi veya yetkisi bulunmayan kişiler tarafından yapılan uygulamaların açıkça hukuka aykırı hale getirildiği görülmektedir.

Her Yerde Yapılamaz: Sadece Yetkili Sağlık Kuruluşlarında

Toplumda en sık karşılaşılan sorunlardan biri, bu tür uygulamaların sağlık kuruluşu niteliği taşımayan yerlerde yapılmasıdır. Yeni yönetmelik bu duruma açık bir sınır getirmiştir. Buna göre uygulamalar yalnızca yetkilendirilmiş sağlık tesisleri bünyesinde gerçekleştirilebilir. Hastaneler, tıp fakülteleri, özel sağlık kuruluşları ve belirli sağlık birimleri dışında yapılan uygulamalar hukuka aykırıdır. Bu noktada özellikle güzellik merkezleri veya benzeri yerlerde yapılan işlemler açısından dikkatli olunması gerekmektedir.

GETAT Uygulamaları Tedavinin Yerine Geçemez

Yönetmelik, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının niteliğini de açıkça ortaya koymuştur. Bu uygulamalar bir tedavi yöntemi olarak değil, mevcut tedaviyi destekleyen bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir.

Uygulayıcı, hastaya bu durumu açık bir şekilde anlatmak ve yapılan bilgilendirmeyi kayıt altına almak zorundadır. Bu yükümlülük, uygulamanın yanlış beklentilerle tercih edilmesini önlemeyi amaçlamaktadır.

Hasta Hakları ve Kayıt Zorunluluğu Ön Planda

Yeni düzenleme ile birlikte hasta haklarına ilişkin yükümlülükler de ciddi şekilde artırılmıştır. Uygulama öncesinde hastanın bilgilendirilmesi, rızasının alınması ve yapılan işlemlerin kayıt altına alınması zorunlu hale getirilmiştir.

Ayrıca uygulama sırasında ortaya çıkabilecek olumsuz etkilerin kısa süre içerisinde Bakanlığa bildirilmesi gerekmektedir. Bu düzenleme, uygulamaların artık tamamen denetlenebilir bir sistem içinde yürütüleceğini göstermektedir.

Denetim ve Yaptırımlar Açık Şekilde Düzenlenmiştir

Yönetmelik ile birlikte GETAT uygulamaları düzenli olarak denetlenmekte ve kurallara aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar açık şekilde belirlenmiş bulunmaktadır.

Yetkisiz uygulama yapılması, sertifika bulunmaması veya hasta haklarının ihlal edilmesi gibi durumlar artık doğrudan yaptırım konusu olmaktadır. Bu yaptırımlar yalnızca idari para cezaları ile sınırlı olmayıp, faaliyetlerin durdurulmasına kadar uzanabilmektedir.

Sonuç: GETAT Alanı Artık Ciddi Bir Hukuki Denetime Tabi

Yeni yönetmelik ile birlikte geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları tamamen serbest bir alan olmaktan çıkmış, sınırları belirlenmiş ve denetime açık bir sağlık hizmeti haline gelmiştir.

Hem uygulayıcılar hem de hizmet alan kişiler açısından daha dikkatli olunmasını gerektirmektedir. Özellikle yetkisiz uygulamalar, yanlış bilgilendirme veya uygun olmayan ortamlarda yapılan işlemler ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Uygulayıcılar açısından idari yaptırımlar ve mesleki sorumluluk gündeme gelebileceği gibi, hastalar açısından da hak arama yollarının daha net hale geldiği görülmektedir.