Anayasa Mahkemesi, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı tespit edilen kişilerin ölüm geliri veya ölüm aylığının kesilmesini ve geçmişte yapılan ödemelerin geri alınmasını öngören düzenlemeyi Anayasa’ya uygun buldu.
26 Mart 2026 tarihli ve E.2025/210, K.2026/70 sayılı karar, 14 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Kararda, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasının iptali talebi oybirliğiyle reddedildi.
Dava Nasıl Anayasa Mahkemesinin Önüne Geldi?
İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesinde görülen davada, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle bir kişinin ölüm aylığı kesilmiş ve daha önce ödenen aylıkların geri alınması için borç çıkarılmıştı.
Davacı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan bu işlemlerin iptalini istedi. Davaya bakan iş mahkemesi ise ölüm aylığının kesilmesini düzenleyen kanun hükmünün mülkiyet hakkı, özel hayatın korunması ve eşitlik ilkesi yönlerinden Anayasa’ya aykırı olabileceği görüşüyle konuyu Anayasa Mahkemesine taşıdı.
Kanundaki Düzenleme Ne Anlama Geliyor?
5510 sayılı Kanun’un 56. maddesine göre, eşinden boşanmasına rağmen boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam ettiği belirlenen kişinin bağlanmış ölüm geliri veya ölüm aylığı kesilmektedir. Bu kişiye daha önce yapılmış ödemeler de belirli şartlarla geri istenebilmektedir. Geri alınacak tutarın kapsamı, ödemenin kişinin kasıtlı veya kusurlu davranışından mı yoksa SGK’nın hatalı işleminden mi kaynaklandığına göre değişir.
Düzenlemenin temel amacı, yalnızca ölüm aylığından yararlanmak için resmî olarak boşanan ancak evlilik hayatını fiilen sürdüren kişilere ödeme yapılmasının önüne geçmektir.
Anayasa Mahkemesi Kararını Hangi Gerekçelere Dayandırdı?
Anayasa Mahkemesi, ölüm aylığının ekonomik bir değer taşıdığını ve mülkiyet hakkı kapsamında olduğunu kabul etti. Aylığın kesilmesi ve geçmiş ödemelerin geri alınması, kişinin malvarlığını doğrudan etkilediği için mülkiyet hakkına müdahale sayıldı.
Mülkiyet hakkına yapılan her müdahalenin Anayasa’ya aykırı olmadığı belirtildi. Müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve kişiye aşırı bir yük getirmemesi gerekiyor.
Mahkeme, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşanması hâlinde aylığın kesileceğinin kanunda açıkça yazılı olduğunu değerlendirdi. Kişilerin bu durumun sonuçlarını önceden bilebilecek durumda oldukları kabul edildi.
Sosyal güvenlik sisteminin mali yapısının korunması ve sosyal sigorta hakkının kötüye kullanılmasının önlenmesi de kamu yararı kapsamında görüldü. Mahkemeye göre, sınırlı kamu kaynaklarının gerçekten hak sahibi olan kişilere yönlendirilmesi meşru bir amaçtır.
Boşandığı Eşiyle Yaşayan Kişi Destekten Yoksun Sayılır mı?
Kararın dikkat çeken bölümlerinden biri, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayan kişinin eski eşinin desteğinden tamamen yoksun kalmadığı yönündeki değerlendirmedir.
Ölüm aylığının temel amacı, sigortalının ölümü sebebiyle ekonomik desteğini kaybeden hak sahiplerini korumaktır. Anayasa Mahkemesi, boşanmasına rağmen eski eşiyle ortak yaşamını sürdüren kişinin ekonomik ve sosyal desteğini tamamen kaybettiğinin söylenemeyeceğini kabul etti. Bu yaklaşım her olayda aynı sonuca ulaşılacağı anlamına gelmez. Kişilerin çocukların bakımı, hastalık, ekonomik zorunluluk, geçici konaklama veya başka ailevi sebeplerle aynı evde bulunmaları mümkündür. Aynı adreste bulunmak ile evlilik birliğine benzer ortak bir hayat sürdürmek birbirinden farklıdır.
Geçmişte Ödenen Aylıklar Geri Alınabilir mi?
Aylığın kesilmesinin yanında geçmişte yapılmış ödemelerin geri istenmesi de mümkündür. Geri alma işlemleri 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesine göre yürütülür.
Yersiz ödemenin kişinin kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklanması hâlinde, tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık döneme ilişkin ödemeler faiziyle birlikte geri alınabilir. Ödemenin SGK’nın hatasından kaynaklanması durumunda ise daha sınırlı bir geri alma sistemi uygulanır.
Anayasa Mahkemesi, bu sürelerin kanunda açıkça belirlenmiş olmasını ve fiilî birlikteliğin sona ermesi hâlinde yeniden aylık bağlanabilmesini dikkate alarak düzenlemeyi ölçülü buldu.
Borcun Başlangıç Tarihi Neden Önemlidir?
Fiilî birlikteliğin bulunduğunun kabul edilmesi tek başına yeterli değildir. Birlikteliğin hangi tarihte başladığının da somut delillerle belirlenmesi gerekir.
Başlangıç tarihi, aylığın hangi dönemden itibaren kesileceğini ve ne kadar ödemenin geri istenebileceğini doğrudan etkiler. Yeterli delil olmadan birlikteliğin yıllar öncesinden başladığının kabul edilmesi, kişinin gerçekte sorumlu olmadığı yüksek miktarda borçla karşılaşmasına yol açabilir.
Borç hesabında faiz başlangıç tarihi, daha önce yapılan kesintiler, mahsuplar ve ödemenin SGK hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı da incelenmelidir.
Özel Hayatın Korunması Açısından Karar Ne Söylüyor?
Boşanılan eşle birlikte yaşanıp yaşanmadığının araştırılması, kişilerin özel hayatına ilişkin pek çok bilginin incelenmesine yol açabilir. Komşu beyanları, adres kontrolleri, kolluk araştırmaları ve kişilerin günlük yaşamlarına ilişkin tespitler özel hayatın korunması hakkıyla yakından ilgilidir.
Anayasa Mahkemesi, özel hayat ve aile hayatının korunması yönünden ayrı ve ayrıntılı bir değerlendirme yapmadı. Bu konudaki iddialar daha çok mülkiyet hakkı ve ölçülülük incelemesi içinde ele alındı.
SGK tarafından yapılacak araştırmaların hukuka uygun yöntemlerle yürütülmesi, özel hayata gereksiz ve ölçüsüz müdahalede bulunulmaması gerekir. Hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin mahkeme önünde ayrıca tartışılması mümkündür.
Anayasa Mahkemesi, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayan kişilerin ölüm geliri veya ölüm aylığının kesilmesini ve geçmiş ödemelerin geri alınmasını öngören düzenlemeyi Anayasa’ya uygun buldu. Karar sonrasında SGK, şartları oluştuğunda aylık kesme ve geçmiş ödemeleri geri isteme işlemlerine devam edebilecek. Her dosyanın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Boşanılan eşle gerçekten ortak bir hayat sürdürülüp sürdürülmediği, fiilî birlikteliğin başlangıç tarihi, kişinin kasıt veya kusurunun bulunup bulunmadığı ve borcun doğru hesaplanıp hesaplanmadığı yargılama sırasında ayrıca incelenmelidir.
Ölüm aylığı kesilen veya geçmiş ödemeler sebebiyle kendisine borç çıkarılan kişilerin, SGK işleminin dayandığı delilleri ve borç hesabını dikkatle incelemesi ve yasal süresi içinde hukuki yollara başvurması önem taşımaktadır.
